sanalbasin.com üyesidir

Kulübümüzün 52. Olağan Divan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi

Kulübümüzün 52. Olağan Divan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi

Kulübümüzün 52. Olağan Divan Genel Kurul Toplantısı bugün Kadir Özcan Tesisleri Nizamettin Algan Salonu’nda gerçekleştirildi.

Genel Kurula; Başkanımız Ahmet Ali Ağaoğlu, Genel Sekreterimiz Ömer Sağıroğlu, Başkan Yardımcımız Zeyyat Kafkas, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Yaşar Kibar Güven, Kemal Ertürk, Sami Karaman, Lokman Sadıklar, Coşkun Öztürk, Ahmet Beşir, Divan Başkanlık Kurulu Başkanımız Ali Sürmen, eski başkanlarımızdan Ahmet Celal Ataman ile kurul başkanlarımız ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan genel kurulda daha sonra faaliyet raporu okudu.

Faaliyet raporunun ardından Divan Başkanlık Kurulu Başkanımız Ali Sürmen kürsüye geldi.

Sürmen, konuşmasında şunları söyledi:

“Bu anlamlı günde hep birlikte olduğumuz ve katılımınız dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Divan Başkanlık Kurulu olarak ekim ayı toplantılarını genelde eğer hafta arasına rastlamıyorsa bizim için, çocuklarımız için çok önemli olan Cumhuriyet’in ilanı tarihinin bayram olarak kutlandığı bu günde yapmaya itina gösteriyoruz. Genel kurulda sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bu vesileyle minnetle, şükranla anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vazgeçilmezidir ve vazgeçilmeyecektir. Cumhuriyetin kazanımlarına da dün olduğu gibi bugünden sonra da aynen sadakat ve bağlılıkla devam edeceğiz. Bu güzel kutlamayı hazırlayan değerli divan başkan vekilim Mehmet Ongan’a, divan genel sekreteri İsmail İnan beye ve Trabzonspor’un çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Bize çok güzel bir kutlama hazırladılar ve keyifle izledik, katıldık. Bu toplantıya sağlık nedeniyle gelemeyen büyüklerimiz ve arkadaşlarımıza da şifa diliyorum. Kulübümüzü kurup bugünlere taşıyan büyüklerimizi de rahmetle anıyorum.

Geçen sene sekizinci şampiyonluğumuzu yaşadık. Bize çok keyifli günler yaşatan değerli Başkanımız Ahmet Ağaoğlu’na, teknik kadroya, yönetime, velhasıl emeği olan herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum. Elbette ki geçen sene çok keyifli günlerden sonra bu sene belki beklediğimiz başarılar gelmedi ama henüz sezonun başındayız. Çok sabırsızız. Tabii ki eleştirilecek konular vardır ve bunları zaman zaman bizler de konuşuyoruz, tartışıyoruz. Çünkü sayın başkan ve yönetim kurulu çok ciddi transferler yaptılar. ‘Neden henüz daha arzu edilen düzeyde olmadığımız’ konusu elbette ki tartışılır, değerlendirilir. Ancak bu hiçbir zaman bizim Bordo-Mavi aşkımızın önüne geçmez. Bizim vazgeçilmezimizdir Bordo-Mavi. Tartışmak, eleştirmek daima seviyeli ve saygılı olmalıdır. Bugün bu koltukta oturanlar yarın bu görevleri başkalarına devredecekler. Kurucu ve başkanlarımızın çoğu rahmetli oldu. Diğerleri hala Trabzonspor’a hizmeti görev biliyorlar. Ahmet Celal Ataman başkanımızı yürekten alkışlıyorum ve sizden de alkış bekliyorum. Ahmet Celal Ataman başkanım rahatsızlığı yoksa hiçbir maçı kaçırmaz. Onun maçlardaki müthiş heyecanını biz daha yakalayamadık. Şimdi bunlar gözümüzün önünde. Ahmet Ağaoğlu başkanımız ile dün sohbet ediyorduk ‘Başkanım uçaktan inemiyorum’ dedi. Trabzonspor için gerçekten yoğun bir çalışma içindeler. Bunlar gerçekten yorucu hizmetler. Eleştirilerin yanında takdirleri de yerine teslim edelim. Trabzon’da en çok konuşulan konulardan biri de altyapıdır. Hakikaten hep tartışılır altyapıda ne oldu, ne olmalı, neye gitmeli diye? Herkesin fikri farklı olabilir. Ama bizim futbolun gelişmesi için dikkat etmemiz gereken en önemli konu bilimsel kurumlar ile ve bilimsel çalışmaları ile altyapıyı donatıp yola öyle devam etmektir. Bizim Trabzonspor olarak mali konuda en çok sıkıntı yaşadığımız şey yabancı futbolcu transferi ama en çok yüzümüzü güldüren de altyapıdan yetişen futbolcuları satmamızdır. Buradaki dengeyi denklemi çok doğru koruyup, kollayıp yönetmek hem yönetimlerin hem de bizlerin görevidir.

Biliyorsunuz özellikle geçen sezon ikinci yarıdan sonra deplasman maçlarında özellikle kaptanımız Uğurcan Çakır’a onursuzca küfürler edildi. Bu yeni değil. Bu, geçen seneden beri o şehirlerdeki İstanbul takımlarını tutan bazı taraftarların organize olduğu gruplardır. En son Beşiktaş maçında bunu çok açık ve aleni bir şekilde gördük. Beşiktaş yönetiminin aslında çok değer verdiğimiz insanları var. Onların da bu konuda sessiz kalmasını ben tekrar kınıyorum. Küfrün hiçbiri doğru değildir. Eğer yönetim kurulları Trabzonspor yönetimi de dahil taraftarları bu konuda doğruya davet etmez ve onlarla mücadele etmezse yarın bu sosyal olayın nerede ne şekilde patlak vereceğini ve Allah korusun neyle sonuçlanacağını da hiç kimse kestiremez. O nedenle bütün statlarda nerede olursa olsun küfre karşıyız. İster ferdi olsun ister koro halinde olsun, hiçbir küfür kabul edilemez. Bu konuda ben yine bizim yönetimimizden de taraftar gruplarının asla mütekabiliyet durumu nedeniyle gelen misafir takımlara aynısını yapmaması yönünde eğitmelerini de tavsiye ediyorum.

Trabzonspor Kulübü’nün ve bütün kulüplerin yeni tüzüğü yapılıyor. Çünkü kulüp dernekleri İçişleri Bakanlığı’ndan alındı Spor Bakanlığı’na bağlandı. Biz de daha önce başkanımızın da öngörüsü ve tavsiyesiyle yeni tüzük çalışması başlatılmıştı ve komisyon başkanlığını da Mahmut Ören arkadaşımız yapıyordu. Onların bir taslağı oluştu fakat o arada Spor Yasası çıktı. Spor Yasası çıkınca da doğal olarak nasıl bir tüzük yapılacağı biraz askıya alındı ve neticede Spor Bakanlığı bir taslak tüzük gönderdi. Bize fazla bir şey bırakmadılar. Bunu bir an önce yapıp Spor bakanlığına da göndermemiz gerekiyor. Tüzük kongrelerinde yıllarca çok ilginç şeyler yaşadık. Onun için tüzük taslağı büyük oranda Spor Bakanlığı’nındır. Oraya tüzük komisyonumuz tarafından yapılacak olan ilaveler ayrıca tüzük taslağında zaten belirginleştirilecek. Önceden önerileriniz varsa kulübe bildirin, kulüp onları alsın, komisyon tarafından değerlendirsin. Genel kurulda sizlerden kulübü zor durumda bırakacak bir hamle içerisinde olunmamasını özellikle tavsiye ediyorum. Çünkü tüzüğün arkasından belki yeni yönetmelikler gelecektir ve kulüpler artık daha profesyonel yönetilmek zorunda. Ben 2018 yılında kulüp yönetimlerinde ‘Artık CEO tartışması yapılmalıdır’ dediğim zaman birçok arkadaş beni eleştirmişti. Ama bu bir gerçek. Bugün kulüp yönetimleri var ancak kulüp yönetimlerinin icra heyetleri profesyonellerle çalışıyor, çalışmak zorunda. Doğrusu da budur. Onun için tüzük yönetmelik ve arkasından kulüplerin profesyonel yönetilmesi mutlaka değerlendirilmelidir.

Divan kurulu üyesi sayımız 3 bin üzerinde, katılım hakkı olanların sayısı 2 binlerin üzerinde ama biz hala sınırlı sayıda toplanabiliyoruz. Oysa kulüplerin faaliyetleri ile ilgili elbette ki kendi evlerimizde bürolarımızda konuşma hakkımız var. Bu kulübün üyesiyiz ve bu bizim en doğal hakkımız. Ancak yönetime veya divanın faaliyetlerine bir eleştiri varsa bunların konuşulacağı yerler de genel kuruldur. Yoksa bireysel düşünce olarak kalır. Burada dile getirilecek düşünceler ise cevaplandırılır, belki istediğiniz cevabı alırsınız ya da biz sizden bir şey öğrenmiş oluruz. O nedenle genel kurullara daha fazla katılım yapılması arzumuz ve beklentimizdir. Biz tüzük komisyonu olarak daha önceki tüzük tadilatı yaparken üyelik konusunda madde getirdiğimiz zaman çok büyük tartışma olmuş, ‘Niye üyeleri çıkarıyorsunuz, üyeleri çıkarmayı neden bu kadar kolaylaştırıyorsunuz?’ dendi. Bizim üye sayımız 26 bindi. 2018’de o kadar çekişmeli ve iddialı bir şekilde gerçekleştirilen genel kurula katılan üye sayısı 7 bin 500. Şimdi aidatını yatırmamakta ısrar ettiği için üyeler siline siline Trabzonspor’un üye sayısı 12 bin 208’e kadar geriledi. 12.208 Trabzonspor üyesinin olduğu yerde oy kullanma hakkı olan 9 bin 280… 9 bin 280 üye demek Trabzonspor üyesinin yüzde 76’sı aidatını yatırıyor ve Trabzonspor’a aidiyetini ve oyunun kutsal olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Bu bir reformdur. Bu reform henüz daha başka hiçbir kulüp tarafından gerçekleştirilmemiştir. Öyle ekonomik değerlerle alınacak oylar devri buradan tekrar söylüyorum bitmiştir.”

Divan Başkanımız Ali Sürmen’in konuşmasının ardından kulübümüzün denetim raporu okundu.

Denetim raporunun okunmasının ardından kürsüye gelen Başkanımız Ahmet Ağaoğlu, divan üyelerini selamladıktan sonra Cumhuriyetimizin 99. yılını kutladı.

Başkanımız Ahmet Ali Ağaoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Allah hepimize Cumhuriyetimizin 100. yılında yine hep birlikte aynı coşku ve duyarlılıkla 100. yılımızı kutlamayı nasip etsin. Bizim yaşımızda olup da dedesi, babası şehit ya da gazi olmayan tek bir vatan evladı düşünemiyorum. Bir vatan evladı için de 100. yılı kutlamak her halde yaşanabilecek onurların en büyüğüdür diye düşünüyorum. Onun için bir kere daha Allah Cumhuriyetimizin 100. yılını hep birlikte kutlamayı nasip eder diyorum.

Yönetim kurulu olarak olabildiğince şeffaf olarak yapmış olduğumuz her faaliyette ve girişimde hem camiamızı, hem divanı, hem de taraftarlarımızı bilgilendirme konusunda hassasiyetle hareket etmekteyiz. Özellikle bu divan toplantısını hassasiyetle bekliyordum. Çünkü kamuoyunda Trabzonspor Kulübü’nün borcunun 3,2 - 3,6 milyon olduğu hatta biraz daha zorlasalar 4 ve üzerine çıkacak. Denetleme Kurulumuzun yapmış olduğu denetleme neticesinde kulübümüzün konsolide borcu bağlı şirketlerle birlikte 1 milyar 981 milyondur. Burada tabii ki geçmiş dönem borçlarından kaynaklanan kredi borçlarının özellikle faiz yükü ve kur farkı çok önemli bir paydayı teşkil ediyor. Fakat yabancı para cinsinden değerlendirecek olursak gelmiş olduğumuz noktada 185 milyon Euro gibi bir borç yüküyle devraldığımız kulübümüzün bugün 108 milyon Euro civarında bir borca gerilediğini görüyoruz. Geçen seneki gelirlerimiz 791 milyon, giderlerimiz 870 milyondur. Bu giderlerin içerisinde çok önemli bir bölümü yine kur farkı ve faiz borcu gideri oluşturuyor maalesef.

Yeni bir havaalanı projemiz var ve bu yeni havaalanı projesi içerisinde yaptığımız incelemede maalesef mevcut tesislerimizin yüzde 90’ı istimlak kısmına gidiyor. Ben şahsen eski bir pilot olarak ve biraz da havacılık konusunda bilgisi olan bir insan olarak Trabzon şehrinin daha büyük bir havaalanına ve aşağıya doğru bütün spor tesislerini de içine alaraktan yeniden bir yapılanmaya ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Mevcut havaalanı 250 hatta 300 uçağa kadar iniş-kalkışı rahatlıkla kaldıracak bir kapasitede. Ve mevcut apronların yanına yapılacak olan ilavelerle de bu tür sıkıntılar kesinlikle giderilebilir. Ben sadece şunu söylüyorum, bu şehrin yeni bir havaalanına ihtiyacı yok, yeni bir spor tesislerine ihtiyacı var. Oradaki spor tesislerini ve bizim Mehmet Ali Yılmaz Spor Tesislerimizin ve yan taraftaki spor tesislerinin istimlak edilerek böyle bir durumun içine girilirse ben bu konuda sonuna kadar direnç gösteririm ve başarısız olduğum zaman da eğer görevdeysem de görevimi bırakır giderim. Trabzonspor’u öyle bir tesisten mahrum bırakmak Trabzonspor’a yapılacak ihanetlerin en büyüğüdür. Kendi adıma konuşuyorum, ihanetlerin en büyüğüdür. Ona da engel olamazsam ben o gün o görevi bırakır giderim.

Stadımızı Spor Bakanlığı yaptığı için mevcut yasada da ancak 1 yıl artı, 1 yıl artı, 1 yıl gibi bir kiralama yapılabiliyor. Ve stadımızın altında çok büyük ekonomik katkı sağlayacak olan tesisleri kiraya verme şansımız yok. Çünkü hiç kimse 1 yıllık bir kontrat imzalayarak oraya bir yatırım yapma taraftarı değil. Bu da ticaretin zaten olağan kuralı. Bu konuyla alakalı olarak sıkıntımızı kupa ziyareti için gittiğimiz zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza ifade ettik. Kendisi de Spor Bakanımızla yanımızda görüştü. Kiralama süresinin 1 yıldan 29 yıla uzatılması konusunda Sayın Spor Bakanımıza talimat verdi. Ve yine bundan 1,5 ay önce Spor Bakanlığımızı ziyaret ettiğimizde Spor Bakanımız çalışmanın hazırlandığını ve Cumhurbaşkanlığına sunulduğunu ifade ettiler. Öyle ümit ediyorum ki çok kısa bir süre içerisinde zaten Salı günü de Spor Müzesinin açılışı dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızla Kulüpler Birliği olarak bir araya geleceğiz. Eğer orada fırsat bulursam bu konuyu bir kez daha kendilerine arz etmeyi düşünüyorum. Bu sadece bizim problemimiz değil. Aynı zamanda aynı statüde olan Spor Bakanlığı tarafından yapılan bütün statlarda aynı durum söz konusu. Diğer kulüplerimizin de büyük sıkıntısı var. Düşünebiliyor musunuz, Göztepe Kulübü’nü. Tam şehrin ortasında çok amaçlı bir stat yapılıyor. Ama şu anda sadece futbol oynanabiliyor. Ne tesisler kiraya verilebiliyor ne farklı faaliyetlere açılabiliyor. Onun için birkaç kulüp bu konuyu zaten hassasiyetle takip ediyoruz.”

Altyapı konusu bana kalırsa Ahmet Ağaoğlu yönetiminin acımasız bir şekilde eleştirilmesi gereken en büyük eksiği. Yönetime geldiğimizden beri yapmış olduğumuz çalışmalar sadece ve sadece Özkan Sümer Futbol Akademisi’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan alınarak Trabzonspor Kulübü'ne tahsisi oldu. Yıllar süren bir sıkıntılar vardı. Bunlara ilave olarak yaşamış olduğumuz pandemi dönemi ve bir jenerasyonun bir yıl gibi uzun bir süre bırakın maç oynamayı, antrenman dahi yapamadığı bir süreçten geçtik ve ciddi şekilde orada irtifa kaybettik. En son Avrupa’da çok büyük kulüplerin danışmanlığını yapan altyapı plan ve programlarını hazırlayan ve bunları da 2 yıl gibi bir süreçte sürekli olarak denetleyen ve buna göre raporlayan Belçika’da Double Pass şirketi ile bir sözleşme imzaladık ve bu doğrultudaki çalışmalarımız da geçen hafta itibarıyla başladık. Geçen hafta 3 gün süren bir çalışmamız vardı Double Pass şirketinin yetkilileriyle ve aynı zamanda altyapıdaki bütün hocalarımız ve koordinatörlerimizle. Bir sene içerisinde çok ciddi mesafe kat edeceğimize inanıyorum. Biz yönetime geldiğimiz zaman başarı ama sürdürülebilir bir başarı sözü vererek geldik. Ve bu söz üzerine de değerli genel kurul bu görevi bize tevdi etti. Her zaman söylüyorum, Trabzonspor kalibresindeki ve Trabzonspor gibi özel bir kulübün sürdürülebilir bir başarıyı elde edebilmesi için ciddi şekilde verimli bir altyapıya ihtiyacı var. Çok basit bir şey söyleyeceğim, bizim bütçemiz yaklaşık olarak, maaş bütçemizi 32 milyon Euro olarak düşünürsek 60 milyon civarında bir gider söz konusu bu yıl için. Şampiyonlar Ligi’ni Play Off’tan kaybettik. Oradan 12 milyon Euro gibi bir kayıp söz konusu. Ama altyapıdan yetiştirdiğimiz ve geçtiğimiz sene sadece 12 maç oynayan Ahmetcan’ı Ajax gibi Avrupa’nın bu konudaki altyapıya ve genç oyuncuya yatırım yapma konusunda en hassas olan en ciddi kulübüne 9,5 milyon Euro’ya sattık. Bir taraftan verdiğiniz açığı diğer taraftan altyapıdan yetiştirdiğiniz çocuğumuz kapattı.

Trabzonspor ne faaliyet gösterirse göstersin bugün ‘Anıt Projesi’ diyoruz, bugüne kadar toplanan para 50 milyon civarında. Bunu Euro’ya çevirirsek 2-2,5 milyon ki en heyecanlı olduğumuz dönemde, şampiyon olduğumuz o süreç içerisinde insanların, camiamız üyelerinin yapmış olduğu bağışlarla elde etmiş olduğumuz gelir. Veya diğer taraftan ürün satışı olarak baktığımız zaman onun biraz altında ama o da ciddi bir gelir. Ama bir Yusuf Yazıcı’yı gönderiyorsunuz 18 milyon Euro, bir Ahmetcan’ı gönderiyorsunuz 10 milyon Euro. 19 yaşındaki çocuğa 10 milyon Euro vererek transfer eden Ajax Kulübü bugün dünyada 2021-2022 yaz transfer sezonunu 110 milyon Euro artı bütçeyle kapatan bir kulüp. Bunun anlamı şu; sıradan bir oyuncuya o parayı vermez o kulüp. Eğer 10 milyon Euro’ya aldıysa inşallah Ahmetcan da kendisini geliştirirse ondan çok farklı gelirler hedeflediği ve beklediği için o transferi yapıyor. Ama tabii ki altyapı programlarının da üst yapıyla entegre olması lazım. Bu konuda yönetim olarak eksiğimiz var mı? Evet var kabul ediyorum. O aradaki açığı kapatmak için elimizden gelen bütün gayreti sarf ediyoruz. Çalışmalarımızı bilimsel olarak başlattık, inşallah verimli sonuç alırız.

Sezona arzu ettiğimiz gibi başlamadık ama şu anda 21 puanla zirvenin ortağıyız. 11 maç oynandı. Bu haftayı bay geçiyoruz, geride 24 maç ve alınacak olan 72 puan var. Biraz sıkıntılı olarak algılanan sürecin nedenlerinden bahsetmek istiyorum. İyi bir hazırlık dönemi geçiremedik. Yerli ve yabancı 12 oyuncumuz Avrupa Milletler Kupası’nda görev yapan oyunculardı ve bunların tamamı hazırlık kampımızın ilk dönemine iştirak edemediler. 8 yeni transferimiz ki bu bana göre ciddi bir sayı. Takım içinde de zaman zaman 6-7 oyuncuyla oynadığımızı da düşünürsek bir yeniden yapılandırma söz konusu. Ve bu kalibredeki yani şampiyon olmuş, şampiyonluğunu devam ettirme ve zirve yarışı içerisinde olan takımların aslında tamamına yakınının yaşamış olduğu bir sıkıntı bu. O uyum süreci, uyum sürecinin atlatılabileceği zaman dilimi 1. ve 2. hazırlık dönemiydi. Biz 2. hazırlık diliminin ilk 4 gününde 4 yeni oyuncumuzu ve son döneminde de ligin başlamasına 2 hafta kala da 3 yeni oyuncumuz kadroya dahil oldu. Dolayısıyla kadroda böyle bir uyum süreci ve uyum sorunu yaşamış olduk. Ve bu uyum sorunu da kamp dönemine iştirak edememelerinden ve bazı transferlerimiz maalesef transferin son günlerinde gerçekleşmiş olmasından kaynaklandı. Transferin son gününde gerçekleşen transferlerle bir yönetim veya bir izleme veya bir teknik zaaftan oluşmadı. İlk başlarda talip olduğunuz oyuncular bonservis ücreti olarak 10-12 milyon Euro’lardan başlayıp en son transferin kapanmasına 2-3 hafta kala 3-4 milyon, 2,5 milyon Euro’lara düşmüştür. Bizim de transfer sezonun başında 8-10 milyon Euro’ları verebilecek bir maddi gücümüz yoktu. Öyle bir maddi gücümüz olsaydı dahi 2 ay sonra 2-3 milyon Euro’ya alabileceğiniz bir oyuncuya o parayı vermek de israftan başka bir şey değildi. Onun ötesinde bütün rakiplerimiz de çok ciddi transferler yaptılar, çok ciddi yatırımlar yaptılar. Ve çok agresif olarak başladılar lige. İşte, ‘100. Yıl şampiyonuyuz’ A takımının yılı, B takımının yılı diye bu takımların başkan ve hocaları söylüyor bunu. İşin doğrusuna bakacak olursak şampiyonluk mücadelesi veren 5-6 kulüp var ve Trabzonspor Kulübü de bu kulüplerden bir tanesi. Mayıs ayı geldiği zaman hakemin son bitiş düdüğü ile geçen sene söylediğimiz şeyi aynen tekrar ediyoruz, ‘Şampiyonun kim olacağını hep birlikte göreceğiz.’ Ve hep birlikte alkışlayacağız ve o alkışlayacağımız takım da inşallah Trabzonspor olacaktır.

Bütün bunları yaparken Trabzonspor Kulübü ve Trabzonspor Kulübü’nü yönetenler aynı zamanda Trabzonspor Kulübü’nde çalışanlar hiçbir şekilde Trabzonspor prensiplerinden, Trabzonspor ilkelerinden ve Trabzonspor felsefesinden ayrılamazlar. Bu kulübü yönetenler ve çalışanları Trabzonspor ilkelerine, felsefesine ve prensiplerine saygıyla bağlı kalmak zorundadırlar. Başkandan malzemeciye kadar herkes sadakatle bu kulübün prensiplerine, ilkelerine bağlı kalarak hizmet etmek zorundadırlar. Eğer içeride idari disiplini sağlayamazsanız ardından da sportif disiplini beklemeniz hayalperestliğin ötesinde olur. Trabzonspor Kulübü ciddi bir kulüptür. Trabzonspor farklı bir kulüptür. İlkeleri ve prensipleri olan bir kulüptür. Dolayısıyla profesyoneli olsun, başkanı olsun, yöneticisi olsun herkes Trabzonspor ilke, prensip ve felsefesine saygı duyarak bu kulübe hizmet etmek zorundadır. Bugün değerli divan başkanımın da ifade ettiği gibi değerli Ahmet Celal Ataman başkanımız… Kurucularımıza Allah uzun ömür versin, ebediyete intikal edenlere Allah rahmet eylesin. Nizamettin Algan ağabeyimize ve Salih Erdem’e Allah uzun ömür versin. Bugüne kadar vermiş oldukları çabalara, Şamil Ekinci Başkanımıza, Mehmet Ali Yılmaz Başkanımıza, Sadri Şener Başkanımıza, hayatta olan tüm eski başkanlarımızın bu kulübe vermiş oldukları emeğe, bu kulüp için yapmış oldukları çalışmalara, çabalara layık olarak ve eğer gücümüz yetiyorsa o bayrağı bir metre öteye taşımak için görev başındayız. Kendi şahsi çıkarlarını ön planda tutarak bu kulübün çatısı altında hizmet etme düşüncesinde olan hiç kimseye ne Trabzonspor Kulübü Başkanı ne Trabzonspor Yönetimi ve ne de Trabzonspor camiası asla ve asla müsaade etmez. Böyle bir düşünceye sahip olan insanlar bu kulübün içerisinde görev yaptıkları takdirde başta bu kulübe hizmet eden değerli başkanlarımıza, değerli üyelerimize, camiamıza ve Trabzonspor Kulübü’ne zarar vermekten öte davranışlar değillerdir. Bu konuyla alakalı olarak da son derece hassas olduğumuzu burada Cumhuriyetimizin 99. yıldönümünde gerçekleşen Divan Toplantımızda paylaşmak istedim.

Bir de kamuoyunda sıkça konuşuluyor, biz konuşmuyoruz ama onlar konuşuyor. ‘Trabzonspor Kulübü hakemlerle ilgili bir senedir konuşmuyor. Onun için hakemlerin müsaadesine mazhar bir kulüp haline geldi’ deniyor. Eğer konuşmamakla hakemlerin müsaadesine mazhar olunuyorsa o zaman siz de susun, siz de konuşmayın. Böylelikle işin içinden çok rahatlıkla çıkmış olursunuz. Burada yönetim kurulu olarak bu kararı aldık. O zaman Kulüpler Birliği başkanıydım. Diğer kulüp başkanlarımızdan da rica ettim, bu sadece bir öneriydi. Katılan katıldı, katılmayan katılmadı. Biz Trabzonspor Kulübü olarak bu duruşumuzu bir senedir devam ettiriyoruz. Geçen günlerde de ifade ettiğim gibi Trabzonspor’un maçını yöneten hakemler Trabzonspor Kulübü’nün psikolojik olarak baskısı altında kalmadan sahadaki maçı yönetmeli çünkü bunun çalışmasını yaptık biz. Kulüpler Birliği başkanı iken Türkiye Futbol Federasyonu ile birlikte ortaklaşa oluşturmuş olduğumuz MHK grup çalışmasına yurt dışından eski İngiliz Hakem bugün Belçika’da MHK Başkanı David Elleray de katılmıştı. Elleray geldiği zaman, ‘Dünyanın hiçbir yerinde maç oynandıktan sonra görsel ve sosyal medyada hakemlerin bu kadar acımasızca eleştirildiği ve psikolojilerinin bu kadar ağır baskı altına alındığı ikinci bir ülke yok’ gibi bir ifade kullandı. Hakem hataları olmuyor mu? Oluyor. Ciddi hakem hataları olmuyor mu? Oluyor. Sadece birisi hariç bütün MHK başkanları ile Süleyman Hurma başkan ile birlikte Kulüpler Birliği’nde toplantılar gerçekleştirdik ve kalın bir dosya halinde Türkiye Futbol Federasyonu’na sunduk. Eksikler neler, sıkıntılar neler ve bu eksikler ve sıkıntıların giderilmesi için çözüm önerileri neler. Ama bunların içerisinde sadece ve sadece her şeyi MHK’dan veya Türkiye Futbol Federasyonu’ndan beklemek doğru bir bakış açısı değil. Burada tarafız. Bir tarafta Merkez Hakem Kurulu ve hakemler, diğer tarafta kulüpler. Kulüplerin hiç mi sorumluluğu yok? 12 puan kaybettik. Ben 12 puan kaybetmişim. Ciddi bir puan kaybı bu. Neredeyse maç başına 1 puan kaybetmişim. Hakem hatası ile kaybettiğim puan yok mu? Tabii ki var. Lehimize ve aleyhimize çalınan düdükler yok mu? Var. Rakiplerimizin de aynı şekilde lehlerine ve aleyhlerine çalınan düdükler var. Ama yüzde 95 penaltı olan bir pozisyonda çıkıp hakemleri insafsızca eleştirdiğin yerde ertesi hafta rakip oyuncunun sırtından dönen topa penaltı çaldığı zaman da konuşacaksın ya da benim gibi hiç konuşmayacaksın. Rakibin sırtından top dönüyor, sırtından dönen topa lehte penaltı çalıyor ama ağzını açmıyorsun. Böyle bir dünya yok. Bu tür yaklaşımlar, bu tür ifadeler samimiyetten uzak ifadelerdir. Hakemlerle alakalı sorunlar Türkiye Futbol Federasyonu’nun sorunudur. Futbol Federasyonu görev başına geldiğinde bizden zaman istedi. Dünya Kupası için verilecek araya kadar bir zamandı bu. İkinci haftadan itibaren yeri göğü sarsmaya başladık. Bana göre affınıza sığınarak, bu bir Trabzonspor duruşudur, bu bir Trabzonspor davranışıdır. Bu olaylara Trabzonspor Kulübü’nün bakış açısıdır diye değerlendirdim ve nitelendirdim. Yanlış olduğunu zannetmiyorum. Çünkü camiamdan bu konuda hiçbir eleştiri almadım.”

Divan Genel Kurulumuz karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmasının ardından son buldu.

Alaattin Arda Gündoğdu

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

canlı bahis
bahis
türkçe bahis siteleri
canlı bahis
bedava bonus veren bahis siteleri
canlı bahis siteleri
bahis siteleri
canlı bahis oyna
deneme bonusu
adana escort
gaziantep escort
adana escort
gaziantep escort
1xbet
mersin escort
blutv izle istanbul evden eve nakliyat