sanalbasin.com üyesidir

Çocuklar Koronavirüs Salgını ve Karantinadan Nasıl Etkileniyor? Prof. Dr. Özgür Öner Yanıtlıyor!

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Özgür Öner BBC NEWS Youtube kanalında, çocukların Koronavirüs salgını ve karantina süreçleriyle ilgili çocuklu aileler için önemli açıklamarda bulundu

Çocuklar Koronavirüs Salgını ve Karantinadan Nasıl Etkileniyor? Prof. Dr. Özgür Öner Yanıtlıyor!

KORONAVİRÜS ve PSİKOLOJİMİZ

Bu tip durumları şöyle tarif ediyoruz. Bunlar normalde rastlamadığımız olağan dışı durumlar dolayısıyla bu tip olağan dışı durumlara biz insanlar hem zihin olarak hem de vücut olarak beklenen bazı tepkileri verirler. Mesela kaygı. Kaygı normalde bu tip bir durumda ortaya çıkmasını beklediğimiz normal bir reaksiyon olarak görmek lazım. Dolayısıyla ilk başlarda çocukların ve gençlerin üzerinde bir miktar kaygı olmasını bekliyoruz. Daha sonra bunun şekli değişebilir çünkü belirsizlik ve yetersizlik duyguları kaygıyı devam ettiriyor. Şu anda hala belirsizlik çok açık. Dolayısıyla bu belirsizlik ve kontrolsüzlük herkeste bir kaygı yaratıyor, çocuklarda bile. Çocuklarda yetişkinlerden farkı şu; çocuklar kendilerini düzenlemek için yani duygu durumlarını regele etmek için yetişkinlere bakıyorlar. Dolayısıyla ne kadar yetişkinler kontrollü ise çocukların kontrolü o kadar kolay oluyor. Yetişkinlerden bir avantajları bu. Dolayısıyla şu an en çok beklediğimiz şey kaygı ve kaygıya bağlı olarak değişebilecek diğer tepkiler. Normalde göreceğimiz budur ama bunun dan normalde kontrol edilebilecek seviyede olmasını bekliyoruz. Çocukların önemli bir kısmında bu günlük işlevlerini bozmayacak şekilde ve o derecede bir rahatsızlık olacaktır ve azalacaktır.

KAYGI ÇOCUKTA KENDİNİ NASIL BELLİ EDER?

Her yaşta çocuk için bizi en hızlı uyaran şeylerden biri uyku sorunları yani uyku değişiklikleri, kabuslar bunların önlenmesi için uyarıcı oluyor. Ufak çocuklar için anneye yapışmak, anneden ayrılmakta çok zorluk çekme şeklinde belirtiler. Veyahut normalde bu yaşta olan bir çocuğu kazanmış olduğu becerileri kaybetmesi ve bunların geri gelmemesi. Mesela diyelim ki tuvalet eğitimi olan bir çocuğun eğitimini kaybetmesi ve bunun geri gelmemesi. Çocuklarda bu aşırı kaygının normalde beklenen aktiviteleri engellemesi. Normal aktivite nedir mesela oyun çocuklarında onun oyununa devam etmesini bekliyoruz. Okul çocuklarında online eğitime katılmasını engellemesi. Belirgin dikkat dağınıklığı, agresif davranışlar, aşırı öfke ve gün boyu devam eden mutsuzluk, üzgünlük, karamsarlık gibi duygular olduğu zaman biraz daha düşünmek lazım. Özellikle daha önceden belirli duygusal sorunlar yaşayan ki yaygındır çocuk ve gençler de. Bunlara daha dikkatli bakmak lazım. Çünkü önceden kaygısı olan ve önceden depresif olan çocuklarda bu süreçte o kaygılar o takıntılar ve üzüntüler daha fazla artabilir. Ama esas dikkat çekecek olan şey belirtilerin ne kadar uzun sürdüğü ve ne kadar işlev kaybı yaptığı.

ÇOCUKLARIN KAYGILARI NASIL KONTROL EDİLEBİLİR? 

Şimdi çocukların kaygılarını kontrol etmek için ilk önce yeterli bilgilendirilmeleri lazım. Yani kendi yaşına ve gelişimine uygun şekilde ama dürüstçe bilgilendirilmeleri gerekir. Özellikle yaşça ufak çocuklar kendi yakınlarıyla ve aile bireyleriyle ilgilenirler yani işte ekonomik durumla, Dünya’nın haliyle çok fazla ilgilenmezler. Dolayısıyla onlara esas verilecek bilgi yakınları ne durumda? Çünkü insanlar şeyleri fazla göremiyor gerçi artık online oldu ama. Büyükannesi ne yapıyor, büyük babası ne yapıyor? Bunlarla ilgili bilgi vermek lazım. Çocuklar kendi duygularıyla da çok ilgilidirler. Dolayısıyla bu hastalığın çocuklarda pek nadir olduğunu olursa da çocuklarda önemli bir sıkıntıya yol açmadığını bilmesi lazım. Gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmamak gerekiyor mesela merak etme kimse hastalanmayacak tarzı bir şey söylemenin anlamı yok çünkü biliyoruz ki hastalık toplumun önemli bir kısmını aşı bulunmadığı sürece etkileyecek. Dolayısıyla çocuğa bu tip vaatlerde bulunmamak lazım ama şunu söylemek lazım; Hasta olan insanların büyük bir kısmının hastalığı hafif geçirdiğini, bazılarının hastaneye gitmesi gerektiğini ama hastaneye gidenlere de yeterli bakımın verildiğini be bunların da önemli bir kısmının iyileştiğini çocuğun bilmesi lazım. Yeterlilik hissini arttırmak için de tabi çocuğun neyapacağını bilmesi lazım mesela bu temel hijyen kuralları, onun yanı sıra uyku düzeni, günlük rutinleri. Bunları sağlaması lazım. Özellikle ufak çocuklarda günlük rutinler çok önemlidir. Çocuklar kendilerini belirli ortamlarda güvende hissederler. Neyin ne olduğunun belli olmadığı, saatlerin belli olmadığı ortamlara hem alışık değildirler hem de bu tip ortamlarda kendilerini güvende hissetmezler. Anne ve babaların kendilerini ve tepkilerini kontrol etmek gerekir. Bir anne baba çok kaygılıyken çocuğa sen sakin ol demesi çocukta hiçbir şey ifade etmez. Çocuklar doğal olarak anne baba konusunda uzmandırlar yani onlara bakar bakmaz ne hissettiklerini çok iyi anlarlar ne söylerse söylesinler. Dolayısıyla önce kendilerini kontrol etmeleri gerekir. Kaygılılar ise kaygılı olduklarını direkt konuşmalarında o kadar büyük bir sakınca yok yani diyebilirler ki ben şu açıdan kaygılı değilim ama bunun için bunu yapacağız. Sonuçta bir duygu konuşulabilir, her duygu konuşulabilir. Olumsuz duygular da konuşulabilir ama konuştuktan sonra bunlarla ilgili ne yapılacağı söylenirse bu bir olumsuz tepki yaratmaz. Yani her zaman için bir çözümle veya bir planla gelmek lazım özellikle küçük çocuklar kendi duygularını ifade etmekte ve tanımlamak zorluk çekerler. Onların adına bu yapılabilir ve bu onlara iyi gelir. Mesela sen şu an kaygılanmış gözüküyorsun veya bu seni üzmüş gözüküyor gibi. Eğer yanlış bir şey söylüyorsanız da çocuk bunu düzeltecektir ve çocuklar tekrar tekrar soracaktır. Bunu bilmek lazım sonuçta bir kere söylediniz diye çocuk bunu anladı ve kabul etti diye bir şey yoktur, bunu tekrar ve tekrar soracaktır. Çocukları tabi sosyal medyadan ve haberlerden bir miktar uzak tutmakta fayda var özellikle yüklü miktarda sözcük kullanan, korkunç hastalık gibi sözcükler çocuklara iyi gelmiyor. Dolayısıyla çocukları bu tip sansasyonel şeylerden uzak tutmak gerekiyor özelllikle işlerine yaramayacak bilgileri almalarına ihtiyaç yok. Temelde bunlar yapıldığı zaman çocukların iyi uyum sağladıklarını göreceğiz ve tabi zamanlarını bir miktar ayarlamak lazım. Yani eğlenceli zamanlarını da ayarlamak lazım ama bunun için anne babaların kendilerini inanılmaz parlatmaları gerekmez. Çünkü devamlı kaliteli vakit geçiremezsiniz. Çok yüksek kaliteli vakit geçiremezsiniz. Çocuklar bazen sıkılabilir ve bunu çocuğun anlamasında bir problem yok çünkü anne baba da sıkılıyor. Herkes evde ve garip bir ortamda sıkılır. Mutlaka anne babaların kendilerine vakit ayırmaları gerekir. Hem bireysel olarak hem çift olarak. Çünkü belli ki bu süreç kısa sürmeyecek. Herkesin enerjisi çok daha hızlı bitecektir. Bu yüzden kendimize de bakmamız lazım.

ÇOCUKLARIN KENDİ RUTİNLERİNE DÖNMELERİ ZOR OLACAK MIDIR? 

Şimdi bazı çocuklar için ben zor olacağını düşünüyorum. Çünkü okul ortamı mesela zorlayıcı bir ortam. Bizim gördüğümüz ve takip ettiğimiz çocukları bazılarında okul olmaması onları rahatlattı. Okul sosyal açıdan zorlayıcı bir ortam dolayısıyla bazı çocuklar okula döndükleri zaman özellikle de önceden bir miktar sorun yaşayanlar. Yani dikkatini toparlamada, kurallara uymada sorun yaşayanlar tekrar alışmakta zorluk yaşayabilirler. Bazı ergenler için de benzer zorluklar olabilir. Dolayısıyla normalde okul başında olduğuna benzer bir oryantasyon sürecinin ben tekrar olması gerektiğini düşünüyorum. Bence öğretmenler için de gerekecektir. Çünkü şimdi bu duruma doğal olarak hepimiz adapta olmaya çalışıyoruz ama bu bitecek bir durum ve işler eski haline döndüğü zaman ben bazı çocukların özellikle de şu an daha rahat hisseden bazı çocukların zorlanacağını düşünüyorum ama büyük bir kısmında sorun olmayacaktır. İnsanlar, biz sosyal canlılarız. Herkes de sosyal ilişkiyi özlüyor. Çocuklar da tekrar sosyal ortamlarına dönünce birkaç hafta içerisinde alışacaklardır.

BU SÜREÇ ÇOCUKLARIN RUH HALLERİNDE KALICI ETKİ BIRAKABİLİR Mİ? 

Şimdi şöyle bazıları için mümkün tabi ne yaşadıklarına bağlı temelde. Yani pek çok çocuk için yaşanan şey evde kalma üzerine giden bir durum. Bazıları için yaramaz, olumsuz bir durum da değil ama süreçte kayıplar çok olursa mesela yakınını kaybeder çocuklar, bu onları önemli şekilde etkileyecektir. Bazıları için kalıcı şekilde kaygılar ve korkular oluşabilir. Özellikle de takıntılar ve bu işte zaten biliyorsunuz en yaygın takıntılardan birisidir işte mikrop kapma, hasta olma bu tarz şeylerin sıklığında artış bekleyebiliriz ve bazı çocuklarda bunun kalıcı olmasını da bekleyebiliriz. Özellikle önceden yatkınlığı olan çocuklarda dolayısıyla en yüksek ihtimali olan şeyler bunlar. Yani sürecin ne kadar travmatik geçeceğine ve ailenin kayıplarına bağlı. Hem hayat hem ekonomik kayıplara bağlı. Çünkü pek çok aile için ekonomik kayıplar da yaşanıyor. Bunların nasıl olacağına bağlı eğer çocukların ortamında çok büyük değişiklik olmaz ise ailelerinde büyük bir hastalık ve kayıp olmaz ise büyük çoğunluğu bu durumu gayet sağlıklı şekilde atlatacaktır ama ne kadar yakın kayıp olursa ve ailede ne kadar psikolojik travma olursa etkisi o kadar uzun sürecektir.

Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2020, 02:35

Besim Sami Emiroğlu

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER