sanalbasin.com üyesidir

Hikaye Devam Etsin!

Trabzonspor, hep hikayelerin takımı oldu benim için.. 
Kuruluşundan bugüne geçirdiği en güzel dönemlerinden, kaoslarından, en durgun ya da en fırtınalı zamanlarında hep bir hikaye barındırdı arka planında. Bazen şehrin coğrafik konumuna bağladık bunu bazen ekonomik durumuna bazen de bu takıma gönül vermiş, yönetmiş ve ya bir şekilde ucundan tutmuş insanlarının psikolojik özelliklerine.. 
Aslında hepsi doğruydu, farklı zamanlarda hepsinin katkısı oldu Trabzonspor’un bu zamana kadar süregelen hikayesine. Şimdi de 2 yıldır yepyeni bir hikayenin peşinde Trabzonspor. 
Deniz bitti denilen zamanlardan, artık eskisi gibi olmanın hayalinin dahi kurulamayacağı yerlerden, kaybetmenin kazanmaktan çok benimsendiği bir psikolojiden kurtulmanın hikayesi oldu bu. Ve öyle bir hikaye ki kimine göre seneler önce yoktan var edilen Trabzonspor’un başardıklarından çok daha zor olan bir süreç.. 
Futbol dünyasının büyüdüğü, rakiplerin güçlendiği, kulüp ekonomisinin batık noktasına geldiği ve en önemlisi Trabzonspor’u oluşturan çevrelerin birbirleriyle iletişim kuramayacak kadar küskün olduğu bir dönemdi. 
Trabzonspor, bu dönemi önce kabullendi,  problemleri belirledi, çözüm üretti ve sonra çok sempatik bir şekilde bir kurtuluş ışığına doğru koşmaya başladı.
Ve öyle bir hava oluştu ki; yıllarca süren tartışmalara konu olan “yerlinin yerlisi” de kabul gördü takımda, “yerlinin yabancısı” da ve “yabancı” da..
Trabzonlu görmek isteyenler Ömür, Yusuf, Parmak’larla tutundu takıma; yabancı ve yıldız futbolcu görmek isteyenlerse Sosa, Sturridge, Novak, Nwakame ile durdu Trabzonspor’un arkasında. Taraftarı birleştirdiği kadar kendi aralarında da muhteşem bir uyum yakaladı futbolcular ve teknik ekip. 
Öyle ki 2 sene sonunda altyapıdan çıkmış, bir çoğumuz gibi konuşan, yaşayan, aynı kültürel ahlakı almış Serkan’ın; bir Kuzey ülkesinde, Trabzon’dan kilometre uzakta çok farklı bir kültürle yetişmiş Sörloth’la sahada aynı amaç uğruna aynı sevince eşlik edeceği sıcak bir ortam oluşturdu.
   
*Bu ortamın tabiki tek bir mimarı yok lakin bu ortamın en büyük emekçilerinden olan ve şu an aramızda olmadığı için teşekkür edilmesi gerektiğini düşündüğüm Ünal Karaman’a çok teşekkür ediyorum.. 

Geldiğimiz noktada ise bu sürecin meyvelerini toplama zamanı geldi mi? Yönetime göre evet.. 
Çünkü bu ortamda Ünal Karaman’ı göndermek; ben artık “somut başarı istiyorum” hareketiydi. Haklılar mı, bekleyip göreceğiz.

Benim için ise bu süreçte ne Ünal Hoca’nın    gidişiyle ne de Hüseyin Hoca’nın gelişiyle siyahla beyaz kadar büyük bir değişim olmayacak. Olamaz da. 
Karakterine çok güvendiğim Hüseyin Hoca’nın da bunun bilincinde olduğunu düşünüyor ve Hoca’dan Ünal Karaman’dan kendine bırakılan mirası aynı samimiyet ve sevgiyle zenginleştirmesini bekliyorum.
Yeni bir maceraya, yapılmayanı yapmak için ekstra çabalara girmeye hiç gerek yok. Var olan sürecin küçük detaylarla devamı bile Trabzonspor’a bir çok farklı değer katacaktır zaten.

Umarım yıllarca fıkralarıyla, ilginç olaylarıyla gündeme gelen Trabzon şehri ve Trabzonspor; yine “fıkravari” şekilde devre arası hocasını gönderip yerine belki de tarihinin en çok eleştirilen futbolcusunu Hoca yaparak başladığı sezonun ikinci yarısını şampiyon tamamlar.

Bu da nerden bakarsan bak, yazının başında bahsettiğim gibi Trabzonspor’un hayatımıza katacağı yepyeni ve güzel bir hikaye olur.. 
“Sturridge’nin köpeğiyle beraber tabi.”

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner162